|
Vahat |
Çöl ortasında suyu ve... |
|
Şekûre |
Çok şükreden, şükredici,... |
|
Müberrah |
Aklanmış, temize çıkarılmış |
|
Mefharet |
Övünç, övünme, kıvanç |
|
Yüce |
Yüksek, büyük, ulu, bala... |
|
Cümane |
Tek inci anlamında. Hz. Ali (... |
|
Taze |
Körpe, genç. |
|
Göksevim |
Sevimli gök. |
|
Hamiyet |
İnsanın aile ve ülkesini... |
|
Çakmur |
1. Yarı uykulu bakış. 2. Sert... |
|
Öztekin |
Yapısında emniyet ve güven... |
|
Önsal |
Ön sal. |
|
Vecibe |
Ödev, boyun borcu, vazife. |
|
Uyguralp |
Uygar yiğit. Uygur'a mensup... |
|
Zarif |
1. Nazik ve hoş konuşan, ince... |
|
Renân |
İnleyen, çınlayan. |
|
Necve |
Tümsek ve yüksek yer. |
|
Fakih |
l. Bir şey bilen yahut... |
|
Zertar |
1. Altın tel, sırma. 2.Güneş... |
|
Tebessüm |
Gülümseme. |
|
Gözde Sema |
Gözde : 1. Göze girmiş olan... |
|
Erboy |
Yiğit soydan gelen. |
|
Kemal Haluk |
Kemal : 1. Olgunluk,... |
|
Feyha |
Büyük, geniş, engin. Erkek ve... |
|
Kumanbay |
(bkz. Kuman). |