|
Görsel |
Görmekle ilgili manasına... |
|
Okyan |
Ok yan. |
|
Şakire |
(bkz. Şakir). |
|
Şebnem |
Çiğ, gece nemi, jale |
|
Öker |
Akıllı |
|
Sefir |
El içi. Yabancı diplomat |
|
Bahise |
Söz eden, bahseden. |
|
Tennur |
Yüksek, ulu |
|
Şahmelek |
Melekler kadar güzel,... |
|
Ayaydın |
Ay ışığı, aydınlığı. |
|
Sacide |
Secdeye varan, yere yüz süren |
|
Nureddin |
Dinin nuru, ışığı. |
|
Dursun Emin |
Dursun :Çocukları devamlı... |
|
Parlanur |
Nur gibi parla. Parla nur. |
|
Hare |
1. Sert taş, kaya. 2. Meneviş... |
|
Hazen |
Üzüntü. Gam, keder. |
|
Ataseven |
(bkz. Ata). |
|
Abdülvaris |
Gerçek servet ve... |
|
İlksen |
(bkz. İlknaz) Erkek ve kadın... |
|
İmge |
Hayal karşılığı olarak... |
|
Sadun |
Yıldız bilimine göre, uğurlu... |
|
Sine |
1. Göğüs. 2. Gönül, yürek. İç... |
|
Kürşat |
Eski bir Türk adı |
|
Dilhun |
İçi kan ağlayan. |
|
Jiyan |
Kızgın, hışımlı |