|
İcab |
1. Lazım gelme, gerçek. 2.... |
|
Saru |
Sarı benizli, tenli insan. |
|
Ulvi |
Yüce, yüksek |
|
Uzma |
Büyük, en büyükErkek ve kadın... |
|
Şemim |
Güzel kokan, güzel kokulu,... |
|
Rakîb |
Herhangi bir alanda üstünlük... |
|
Hürsev |
Hürriyeti seven kişi. |
|
Şahruh |
Yüce ruhlu, görkemli, üstün... |
|
Derbend |
Kapılar kapısı. |
|
Erdurmuş |
(bkz. Erduran). |
|
Kılınç |
1. Çelikten silah. 2.... |
|
İsaf |
Bir isteği, dileği yerine... |
|
Şâdâb |
Suya kanmış, sulu, taze. |
|
Levend |
1. Osmanlı donanmasında... |
|
Oykut |
Oy kut. |
|
Coşku |
Heyecan ve hayranlık... |
|
Kutsi |
Kutlanan, kutluluk sahibi |
|
İbhac |
Sevindirme, sevindirilme... |
|
Cenab |
"Yan"manasına gelir. Şeref,... |
|
Ünlü |
Tanınmış, adı duyulmuş... |
|
Yatuk |
1. Kanun, santur vb. sazların... |
|
Nurdağ |
Nurdağı, Nurdan dağ. |
|
Keys |
Zeka, anlayış, kavrayış. |
|
Rehayi |
Kurtulma, necatErkek ve kadın... |
|
İnak |
Gerçek dost, arkadaş, sırdaş. |